Abu Dabi-Ankara hattında yakınlaşma

BAE'nin ulusal güvenlik ve dış politikası açısından önemli bir isim olan Tahnun bin Zayid Al Nahyan'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi iki ülke arasında karşılıklı bir normalleşme eğilimi olduğunu ortaya koyuyor.

Abu Dabi-Ankara hattında yakınlaşma

Bölgesel ve küresel güç dengeleri son yıllarda bir hayli dinamik halde değişiyor. Özellikle ABD merkezli uluslararası sistemin yapısının dönüşüm geçirmesi ve bu kapsamda Çin-Rusya gibi Batı dışı küresel oyuncuların Afrika, Orta Doğu gibi Batı’nın geleneksel olarak nüfuz ettiği noktalarda gözle görünür biçimde güç elde etmesi aktörlerin siyasetlerini etkiliyor. Bu anlamda Arap devrimleriyle değişmeye başlayan Türkiye-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ilişkileri de ABD’de yönetimin el değiştirmesinin ardından değişmeye başladı. Libya, Suriye, Yemen gibi bölgesel meselelerde farklı pozisyon alan iki aktörün arasında yeni bir döneme girildiğine dair işaretler var. Bu anlamda 2021 Nisan ayında iki ülke Dışişleri Bakanları bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Yapılan görüşmelerde karşılıklı saygı çerçevesinde normalleşmeye yönelik olumlu mesajlar verildi.

İlişkilere olumlu yansıyan bir diğer mesele de her ne kadar dönem dönem ılımlı mesajlar verse de daha çok Türkiye karşıtlığı ile bilinen bir isim olan Enver Gargaş’ın Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevinden alınması oldu. Gargaş, “BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı” gibi sembolik bir göreve getirildi. Dolayısıyla BAE kurumsal çapta Türkiye karşıtlığının azaltılması yönünde adımlar attı. Benzer şekilde BAE medyası Türkiye karşıtı haberlerin dozunu düşürdü. İkili ilişkilerin normalleşmesine dair en önemli gelişme ise 18 Ağustos tarihinde gerçekleşti. BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Tahnun bin Zayid Al Nahyan Ankara’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. BAE’nin ulusal güvenlik ve dış politikası açısından önemli bir isim olan Tahnun’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi iki ülke arasında karşılıklı bir normalleşme eğilimi olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte 2016’dan beri iki ülke arasındaki en yüksek düzeyli görüşme 31 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi oldu. BAE’nin de facto/fiili lideri şeklinde tanımlanan bin Zayid ile yapılan bu görüşme Türkiye-BAE arasında yakınlaşma olarak yorumlandı. İki ülke arasındaki bu yakınlaşma birçok dinamik üzerinden açıklanabilir.

Normalleşme örüntüsü

İki ülke arasındaki yakınlaşmayı açıklayan ilk dinamik bölgesel ölçekteki normalleşme örüntüsüyle ilgili. Özellikle Beyaz Saray’dan Körfez’e açık çek veren Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın seçimleri kaybetmesi ve Körfez’i eleştiren Joe Biden’ın gelmesi Orta Doğu ölçeğinde ciddi değişimler oluşturdu. Bunun bir sonucu olarak yapay bir şekilde inşa edilen Körfez krizi Ocak 2021’de sonlandı. Körfez ülkeleri aralarında normalleşme başladı. Bu noktada BAE’nin, Katar’a yönelik ambargonun sonlanmasından rahatsız olduğu söylenebilir. Nitekim BAE, Katar karşıtı politikasını film endüstrisinde sürdürdü. The Misfits isimli Hollywood filmi ile BAE, Katar’ı karalama kampanyasına devam etti. Fakat diplomatik anlamda Katar ile ilişkiler normalleşmişti.

İkinci normalleşme örüntüsü Orta Doğu’nun geleneksel rekabetçi iki aktörü arasında başlatıldı. Suudi Arabistan ve İran Nisan 2021’den beri Irak’ta görüşerek ilişkilerin normalleşmesi adına güçlü bir irade gösteriyor. Dahası, her ne kadar İran’da muhafazakar kanada yakın bir isim olan İbrahim Reisi cumhurbaşkanı olsa da iki ülke arasındaki normalleşme süreci devam ediyor.

Üçüncü normalleşme örüntüsü Türkiye ile alakalı. Bu anlamda başta Mısır, Suudi Arabistan olmak üzere Orta Doğu’daki Türkiye karşıtı siyaset izleyen aktörler Türkiye ile normalleşmenin bir tercihten ziyade bir zorunluluk olduğunu gördü. BAE de gerek bölgesel ölçekte gerekse Türkiye ile ikili ilişkiler bağlamında yürütülen normalleşme örüntüsünden bağımsız kalmak istemiyor. Bu kapsamda BAE’nin Türkiye ile normalleşme eğilimine zorunlu katıldığı söylenebilir. Ayrıca 2021 başından beri yaşanan gelişmeler Türkiye karşıtı blokun geri adım atmak zorunda kaldığını ortaya koyuyor. Bu dış politik değişim de birbiriyle bağlantılı birkaç dinamik üzerinden okunabilir. Bunlardan ilki ABD’deki iktidar değişiminin BAE’nin Türkiye karşıtı siyasetinin değişmesine sebep olmasıdır.

(AA)

En Siyasi Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER