Son Dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ABD'ye rest: Ya uçaklarımızı verecekler ya da parayı

Son dakika! Soçi'deki zirvenin ardından yurda dönüş sırasında uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile F-35 sorusuna ilişkin "Biz elimizde bol para var da bunları etrafa saçan bir ülke değiliz. Bu paraları da kolay kolay kazanmadık, kazanmıyoruz. Ya uçaklarımızı verecekler ya da parayı verecekler" dedi.

Son Dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ABD'ye rest: Ya uçaklarımızı verecekler ya da parayı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Soçi'deki zirvenin ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu. Gazetecilerin F-35 sorusuna da cevap veren Erdoğan, "G-20 Zirvesinde Sayın Biden'la yapacağımız görüşmenin boyutları nereye ulaşır göreceğiz. Mesela, Brüksel'de bir görüşmemiz oldu. Şimdi ise Roma'da bir görüşme yapacağız. Belki bunları da konuşacağız. Suriye ile ilgili ABD'nin yaklaşımı ne olacak? Bunları dillendirme fırsatımız olacak. Aramızdaki askeri siyasi, ekonomik, ticari tüm ilişkileri ele alacağız. Mesela F-35 sorunu ne olacak? 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yapmışız. Bu ne olacak? Bunların akıbetini görmemiz lazım. Biz elimizde bol para var da bunları etrafa saçan bir ülke değiliz. Bu paraları da kolay kolay kazanmadık, kazanmıyoruz. Ya uçaklarımızı verecekler ya da parayı verecekler." sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

"Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin'in davetine icabetle Soçi'ye yaptığım çalışma ziyaretini verimli bir şekilde tamamladık. Zaten sürekli telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğimiz Sayın Putin'le uzun bir aradan sonra yüz yüze yaptığımız bu ikili görüşmede, ülkemiz ile Rusya arasındaki ilişkileri ve bölgesel konuları ayrıntılı şekilde ele alma imkanımız oldu. Hem ikili ilişkilerimize yeni ve güçlü bir ivme kazandırmak hem de bölgemizde yaşanan gelişmeleri ele almak için üç saati aşkın bir görüşme yaptık. Bu çerçevede, bu senenin ilk 8 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 50'ye yakın artışla 21 milyar doları aşan ticaret hacmimizi, ortak hedefimiz olan 100 milyar dolar seviyesine ulaştırmak için atılacak adımlara odaklandık.

Stratejik bir iş birliği alanı olarak gördüğümüz enerji sahasında da mevcut iş birliğini ilerletme hususunda mutabık kaldık. TürkAkım ve Akkuyu Nükleer Enerji Santrali projelerine ilişkin durumu değerlendirdik. Malum, kısa bir süre önce Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'ni ziyaret etmiştik. Burada 10 bin genç Türk mühendis çalışıyor. Bunun yanında 3 bin genç Rus mühendis çalışıyor. Bu sayıyı daha da artıracaklar. Nasip olursa 2023'ün Mayıs ayında birinci üniteyi bitirme sözünü kendilerinden aldık. Ondan sonra iki, üç, dört numaralı üniteler var. Tabi bizim üç nükleer santral yapma hedefimiz var. Sayın Putin'le "Bu iki nükleer santrali de sizinle birlikte yapabilir miyiz?" diye de görüştük. O zaman Türkiye üç tane nükleer enerji santraline sahip olacak. 'Bu konuyla ilgili çalışalım' dediler.

Turizm, tarım ve diğer alanlarda iş birliğimizi geliştirmenin önemini de vurguladık. Turizmde Rusya bize çok ciddi destek verdi. Turizmde yaşadığımız sıkıntıları Rusya'dan gelen turistlerle ciddi manada aşmış bulunuyoruz.

Bunun yanında görüşmemizin odak noktasını bölgesel konular teşkil etti. Suriye, Karabağ, Libya ve Afganistan'daki gelişmeleri etraflıca değerlendirme imkanımız oldu. Aynı şekilde Azerbaycan konusunu değerlendirdik. Atılabilecek ortak adımlar hususunda samimi ve verimli görüş alışverişinde bulunduk. Özellikle Afganistan'daki gelişmeler de ele aldığımız bir diğer güncel konu başlığı oldu.

Özellikle İdlib başta olmak üzere Suriye ile ilgili konuları da ayrıntılı şekilde ele aldık. Uzun yıllardır süren Suriye krizi ülkelerimiz başta olmak üzere tüm bölgeye ağır maliyetler getirdi. İnsani dramlar yanında sürecin ekonomik yükü hepimiz için katlanılmaz boyutlara ulaştı. Kaldı ki Türkiye olarak şu an itibarıyla 4,5 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yapıyoruz. Ayrıntıların ötesine geçip bu meseleye kalıcı, nihai ve sürdürülebilir bir çözüm bulma vaktinin geldiğini konuştuk. Bu konuda birlikte atacağımız adımların gerekliliği üzerinde durduk. Sayın Putin'le görüşmemizde, bu yöndeki her türlü gerçekçi ve adil adıma açık olduğumuzu özellikle belirttik. Birçok aktörün sahada olduğu ve çetrefilli yönleri bulunan bölgesel konularda zaman zaman bazı fikir ayrılıkları da olmuyor değil. Ama bu ikili görüşmemizde hemen hemen bütün konularda bir birlikteliğin olduğunu gördük. Bu tabi işin sevindirici yönüdür.

Toplantımızı bu şekilde tamamlarken, Sayın Putin'den kısa zamanda bir iade-i ziyaret istedim. Kendisi de olumlu yaklaştı. Bir de "Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısını bu yıl bitmeden Türkiye'de yapalım" dedim. Ona da olumlu cevap verdi.

Türkiye olarak Suriye'de Rusya'yla birlikte kararlaştırdığımız her hususa bağlılığımızı sürdürüyoruz. Buralardan herhangi bir geri adım atmak söz konusu değil. Bütün mutabakatlara uymaya ve güvenlik koridorundaki radikal unsurların temizlenmesine de Türkiye olarak biz devam ettik. Bundan da taviz yok. Ama tabi aynı yaklaşımı muhataplarımızdan da bekliyoruz. İdlib'de güvenliğini sağladığımız bölgelerde zaman zaman bazı sıkıntılar yaşanmıyor değil. Ama bu sıkıntıları aşmak için ilgili birimlerimiz muhataplarıyla görüşmek suretiyle bunu da çözmenin gayreti içinde oluyorlar. Bu konuda da birlikte hareket etmenin önemine vurgu yapıyoruz. Bundan sonraki süreçte de özellikle liderler düzeyinde telefon diplomasiyle, bunun yanında dışişleri ve savunma bakanlarımızın, istihbarat örgütlerimizin müşterek çalışmalarıyla bunları çözmenin gayreti içerisinde olalım dedik ve bu konuda da mutabakatımızı ortaya koyduk.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER